Günler bir şekilde geçiyor. Bilgisayar, elbette bu konuda çok yardımcı. Ancak geçen iki gün boyunca harici diskimi birleştirmeye -defrag- çalıştığım için (50 saatten uzun süreceğini öngöremedim, aksi takdirde yapmazdım) günlerin geçmesi biraz zorlaştı. Kitap okudum, bir kere daha Mortal Kombat adını taşıyan oyunu oynadım, mekik çektim, kardeşimi taciz ettim, yerde uzandım, yatakta uzandım, bolca tavanı izledim anlayacağın. Arada, bu sıkıntı haliyle, günlüğümde kalan 5 sayfayı da, bolkepçeden yazarak, bitirdim. Yıllarımın kahrını çekmiş bir aracı da böylece ardımda bıraktım, memnunum. Kardeşimden daha genç olduğum zamanlara ait anılar ilgimi çekmiyor. Olduğum kişiden memnunum, nostalji bile yapamıyorum. Belki, bir fikir olarak, lise öğrenciliği güzel anıları anımsatıyor gibidir, ancak hayır, inancım 'her zaman iyi şeylerin hatırlandığı' yönünde, ya da 'insanların kıymet bilmediği' yönünde. Başka bir deyişle, bir kere daha lise günlerime dönebilsem vaktimin önemli kısmını şikayet ve alay ederek geçireceğime inanıyorum. Hoş, bunları gene yapıyorum ama artık genelde hedefimde ben varım, dünya o kadar da ilgimi çekmiyor.
Ama olmayan konumuzdan çok saptık, ya da ben şimdiye kadar söz ettiğim konudan söz etmekten sıkıldım. Bu yazıyı neden yazıyorum acaba? Belki sadece anlamsız bir sorumluluk duygusu, bu blog un 'anlık bir gaz' sonucu açılmadığına kendime ikna etme girişimi. Belki de uyumamak için yapacak bir şey aramaktır. Konudan konuya atlayıp, hiç biri hakkında kayda değer bir şey söylememek başarılı bir yaklaşım, işin aslı, kesinlikle önceden düşündüğüm şeyler yazmıyorum. Oysa ne kadar çok şey düşünüyorum, ne çok şey dikkatimden kaçıyor klavyenin başında. Klavyeye değil de ekrana bakarak yazabiliyor olmak çok memnun edici, kendimi neredeyse düşündüğüm kadar hızla kaydedebiliyor gibi hissediyorum.
Mezun oldum! Artık layığıyla bir 'matematikçi'yim -ki, bence bu sıfatı vermekte çok acele eden bir okuldan mezun olmuşum. Ne fark eder, diplomamda yazana bakmak gerek. Gerçi daha diplomayı da edinmedim, belki sadece 'afferin bitirdin tebrikler *alkışlar*' yazıyordur. Ana fikir, artık seneler boyu sahiplenemediğim bir şehirde değil de zihnimin önemli bir kısmını meşgul eden bir şehirde okuyacak olmam. Acaba neden zihnimi meşgul ediyor ki? Ne diye böylesi sahiplenmişim burayı? Tamam, insan evini sever de, işin aslı ben evimi sevmiyorum. Her yaz tatilinde çeşitli anlarda kapıldığım 'burada kalamam' hissine bu tatil kapılmam haziranın bitmesini bile beklemedi. Ailemden hızla uzaklaşmam gerek gibi hissediyorum. Ne ala bir şımarıklık. Ama, sorunumuz bu değil. Sorun, neden bu şehre dair bir aidiyet hissediyorum? Belki sadece kendimi bir yere ait hissetmek istemişimdir. Sonuç olarak bu şehir 'tanıdık' yapan şeylerden ne kaldı? Bildiğim bir iki cadde, sokak, tanıdığım bir iki erkek, kadın. Burayı terk etmemiş o çocuk değilim ki artık, bir zamanlar tanıdığım şeyler gitti ve değişti. Özünde, yabancı bir şehir.
Tembellik, hele tatil vakti, çok tehlikeli. İşe yarayamaya mecal bulamıyorum, ki öyle dünyanın iyiliği falan da değil, sadece kendi işime bile yarayamıyorum. Ne matematik çalışabiliyor, ne Season of Claws üzerine yapıcı eklemeler yapabiliyor, ne o ne bu ne şu. Olmuyor, oturup günleri geçiriyor, anlamsız şeyler düşünüp, öğrenip, fark edip, unutuyorum. Bölük pörçük düşünceler, tamamlanmamış, yarım. Her hangi bir yere kaydetmeye bile değmez, keşke tamamlanabilmelerine müsaade edebilsem. Kocaman bir beyaz tahta, dev gibi kağıtlarım, çok kalemim olsa, beni bir odaya kapasalar. Ama o zaman bile, odaklanamam, Ayı tamamlamaya çalışayım derken yandan B dürter beni. Bir paragrafın son noktasını koymadan yenisini düşünmeye başlarım. Odaklanma, işe yarama, tamamlama gibi ihtiyaçlar yok ne de olsa. Dolayısıyla, bu yazı hiç bir şey yapamamış bir şekilde bitirmemin önüne geçmek için önlemler aldım. İşi gücü bırakıp 450~ sayı Uncanny X-Men indirdim, baştan başladım okuyordum. Arada nette gezerken, X tayfasının maceraları üzerine hevesli bir grubun sitesine denk geldim. Gözüme belli bir aralığın özetinin çıkmadığı çarptı, ben de o sayılara yakındım, hevesli bir sazan gibi atladım 'ben yapayım mı?' diye. Böylece, yaz sonuna kadar en azından bir kaç sayı daha UXM okuyacağımı garantiledim. Bir de, bir ara -umarım yarın- sipariş vereceğim bilgisayarım gelirse -ki o da gecikecek- Cowboy Bebop'u bir kere daha izleyebilir, yazı bir kere daha başlatabilirim. Geçen yaz 28 parça ürün tüketmişim, bu sene 20yi görsem tatmin olurum herhalde.
Anime izlemek istiyorum! Kış 2010 sezonunu bile bitiremedim, bahar 2011i tamamen atladım, ve yazın oturmuş bilgisayar bekliyorum. Peh! Yetişmem gereken çok şey var, onları yapsam bile yeter. Dragon Ball'lar ve diğer elde bekleyen diziler beklemeye devam etsin, göz yaşı dökmem. Ancak, elbette Gundam izleyeceğim, geçen seneki Stardust Memory'nin sonunda Earth Fed kalkıp 'işte bu Zeon pisliklerini dövmek için Titan birlikleri oluşturuyoruz' demişti, şimdi de yanlış bilmiyorsam Char ve Amuro bir araya gelip 'alınmaca darılmaca yok biz sizi sikeriz' diyecek. Oh yes! Bu epiklik heyecanla beklenebilir sahiden de (Az daha Stardust'a hayalkırıklığı diyecektim, War in the Pocket ile karıştırmışım. Stardust gayet güzeldi, her ne kadar içerdiği 'romans' öğesi süpersonik askeri Gundam'dansa daha Macross'a layık olsa da.)
Tabii bandwidth'lere acımadan net kullanabilen birisi olduğum için, biraz da mükemmelliyetçiyim tabii, kalkıp Gundam Zeta yı EncoderGasm grubundan izleyeceğim. Tabiri caizse ebesininki boyunda dosyalarıyla gönlümüzü alan bu grup (24 dk için 700+ mb hiç fena değil, değil mi?) acaba kendime toparladığım dövmeye gelmiş vaziyetteki bilgisayarla nasıl bir güreş tutacak, bu da heyecanla beklenecek bir kapışma olabilir.
Eski şeyleri tekrar izlemek istiyorum, FLCL gibi, NGE gibi. Gerçi elimde bitmiş 350 anime var, şu iki dizi -ki ikisi de gainax işi- ve çeşitli ghibli filmlerinden başka -bebop'u saymıyorum tabii- tekrar izlemeye değer bir şey bulmakta zorlanıyorum. keşke paprika'yı anlamış olsaydım, belki tekrar izlemek isterdim.
/* Done! Till next time...*/
edit: aklıma gelmişken, bir ara da seçim sonrasından izlenimler aktarayım sahiden
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder