ilk kısımda 01-50'den söz ettikten sonra burada tekrar 49'la başlıyorum. bence bu noktalarda editör satışların iyice kötüleştiğini görüp daha radikal şeyler denemeye başlıyor. hatırlayalım, #42'de prof x, #45'te ise (teknik olarak o hikayenin devamı olan avengers 53'te) magneto ölmüştü. yani mentor ve nemesis gitmiş, yeni bir statüko başlamıştı. (bunun bir pazarlama hamlesi olmasını göz ardı edelim.)
49'e kadar olan sürede tek başlarına veya bir arkadaşıyla takılan x-men'lerin küçük maceralarını izlemiştik. "ne mânâ" derseniz hak veririm. 49 ile bu düzen görece değişiyor:
- 49-52: lorna dane'in ilk görünmesi (bu arada: göründüğü ikinci sahnede "bir kahve içelim mi?" deniyor, bu kahve-severlik de kızın üzerinde o zamandan beri geçmeyen bir etiket oldu). radikal bir takım mutant (0 arkaplan ile çıkıyorlar, çok tuhaf gerçekten) magneto müridi latent mutantların beynini yıkayıp örgütü büyütüyor, lorna'yı kaçırıyo falan. "lorna magneto'nun kızı! hayır aslında değil!" (yıllar sonra) "hayır aslında kızı!" şeklinde oynanan marvel yoyo'su da buradan başlıyor. peki iceman'in çapkınlıkları? peki scott'un bondage gear giyip kılık değiştirmesi? bir de claremont'a fetiş üstadı derler!
- 53: blastaar isimli bir fantastik dörtlü düşmanı ile yaşanan ufak bir filler bölüm
- 54-56: alex summers'ın ilk görünmesi (0 arkaplan ile çıkıyor, çok tuhaf gerçekten). scott kardeşinin üniversite mezuniyetine gidiyor, alex o esnada kaçırılıyor, antik mısır-kozmik güç vs. bize kattığı en büyük şey scott'un mutant bir kardeşi olduğunu öğrenmek
- 57-59: "eski klasikler" saatinde sentinel'lerin tekrar ortaya çıktığı bir arc. bu sayılarda x-men gitgide daha "korkulan ve nefret edilen" bir konuma yerleşiyor. daha 10-20 sayı önce "mahallenin dost canlısı mutant kahramanları"ydılar, nereden nereye. burada ilginç olan şeylerin biri oğul Trask'ın mutant çıkması. bunu ileride nasıl kullanacaklar merak ediyorum.
- 60-63: gene ilginç bir şey: eskiden her sayı kendi başına bir hikaye iken burada hem 3-4 sayılık arc'lar görmeye başlıyoruz, hem de arc'lar birbiriyle bağlantılı oluyor. örn. lorna 49-52'de görünüp unutulmuyor, scott'un kardeşi alex'le romantik yakınlaşmalar başlıyor hatta iceman'le gergin anlar yaşanıyor vs vs. hikayelerin peşpeşe olduğuna ikna olduysak bu arc'ın da 57-59'da yaralanan alex/havok'un tedavisiyle açıldığını söyleyebiliriz. doktoru "o en büyük kötününü adını alacağım!" diyerek SAURON'a dönüşüyor (evet tesadüf falan değil, isim babası doğrudan o sauron) ve sonra da antarktika'ya kaçıyor. yani aslında ilk iki sayı klişe bir "insan mı yoksa canavar mı?!" hikayesinin tekrar ele alınışı ancak burada konu edilen bir "kahraman" değil de "kötü karakter" olduğu için insan halinin de canavara yakın olduğunu çıkartabiliriz. sonraki iki sayıda ise antarktika'nın altındaki yaban diyar'da ka-zar'ın bir yabancıyla mücadelesine tanık oluyor ve öğreniyoruz ki magneto aslında ölmemiş! ayrıca bu sayılarda magneto'yu ilk kez maskesiz görüyoruz. bu yazıda ele aldığım sayılar 01-66 arasında daha iyi olan maceralar ve 62-63 de bu 49-66 arasının en iyisi. hem magneto, hem yaban diyar seven birinin böyle demesi de gayet doğal sanırım.
- 64: sunfire'ın ilk görünmesi. 2. dünya savaşı sonrası amerikan emperyalizmi, japon milliyetçiliği, düşmanını affetme temaları üzerinden okunursa daha eğlenceli olacak bir sayı. serinin iptaline çok az kaldığı için sunfire'ın daha fazla ele alınamaması da bir kayıptır. bunu da claremont'un ele alacağı bir plot olarak bırakalım.
- 65: sunfire'la kapışmadan eve döndüklerinde karşılarında lorna ve alex'i bulan kahramanlar öğreniyor ki prof x aslında ölmemiş! böylece 3 sayı ara ile "ölen" bu mentor-nemesis ikilisi gene 3 sayı ara ile geri geliyor. (bunun bir pazarlama hamlesi olmasını göz ardı edelim.) bir kapanış hamlesi olarak prof kendini büyük tehlikeye atarak dünyayı işgale gelen bir uzaylı türünü psişik olarak alt ve defediyor. sonra bir sebeple seriyi burada bitirmek yerine çözülecek bir sayılık daha sorun çıksın diye komaya giriyor veee...
- 66: bu yeni sorunun (komaya girmiş bir prof) çözümü için gençler bruce banner, nam-ı diğer HULK'u arıyor. "ne mânâ" derseniz hak veririm. bu sayı run'a kötü bir son olmuş. evet, "mutlu son" ama 65'te adamı komaya sokmayarak mutlu sonla bitirebilirdiniz.
velhasıl, bundan sonra 5.5 sene boyunca sadece eski sayıların tekrar basıldığı bir dergi oluyor x-men. sonrası malum, giant-size x-men ve ardından x-men #94 ile başlayan claremont supremacy. yazının bir sonraki kısmında 150'den başlayarak 10'ar sayılık parçalar halinde yazacağım. belki önümüzdeki 13 sene içinde 94-150 arasına da değinirim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder