2025-01-29

Uncanny X-Men 150-170

serinin önceki yazıları:

  1. 001-050
  2. 049-066
  3. iptale kadarki sayılara genel bakış

bu yazıyla birlikte Claremont dönemini okuyan eşime eşlik etmeye başlıyorum. bu sebeple 94-149 aralığını (şimdilik) geçiyorum, belki bir gün onları da tekrar okurum. ayrıca bu yazıyla başlayarak serinin adındaki Uncanny parantez içinden çıkıyor: 142'den itibaren derginin adı resmen Uncanny X-Men oluyor. ayrıca dilerim ki bundan sonra yazıları 10'luk sayılar halinde, örneğin 171-180, şeklinde yazacağım ve numaralı liste de o blokta hangi sayı olduğuna denk gelecek.

  • 150: özel bir sayıya layık, iki kat uzun bir sayıya başlıyoruz. önceki sayılarda ekibi terk eden cyclops patron/sevgilisiyle bir adaya düşüyor ve magneto'nun esiri oluyor. bundan habersiz şekilde magneto'yu arayan x-men'le bir araya gelip magneto'nun planlarını alt ediyorlar. bunlar standart şeyler. ilginç olan şey claremont'un magneto'yu insanileştirme süreci. vefat eden Jean Grey için taziyelerini sunuyor, Storm tarafından "saygı duyulacak çok yönü" olduğu söyleniyor, bir delilik anında saldırdığı (13 yaşında bir çocuk olan) Kitty Pryde'ın başında kaderine teslim olmuş duruyor. Storm'un humanist tarafının da geliştirildiği, önemli bir sayı.

(yazının devamındaki listenin numaraları, 150'den sonra kaç olduğunu anlatıyor)

  1. kitty pryde, ailesinin isteği üzerine Emma Frost'un okuluna gönderiliyor. bekleneceği üzere buradan hayırlı bir şey çıkmıyor, sonunda Storm'la bir kılık/vücut değiştirme oluyor. burada şunu söylemek istiyorum, "body swap claremont'un bir fetişi" diyen insanlar biraz dar görüşlü galiba. yani, her şeye "bakalım burada ne tür kink'ler var hohoho" diye bakmak yazarın azgınlığının işareti mi, yoksa okuyucunun mu? başka bir deyişle, sanata bakarak sanatçı hakkında yorum yapmak mümkün müdür?
  2. Storm'un bedenini ele geçiren Emma Frost hava durumu denilen aşırı kompleks mekanizmaya tam hakim olmadığı için işler birbirine giriyor. sonunda Xavier malikanesinde, Hellfire kontrolündeki sentinel'ler ve fırtınalı bir hava eşliğinde epik bir dövüşle işler yoluna konuyor ve Hellfire ekibini kuyruğu kıstırıp kaçmak zorunda bırakıyorlar.
  3. Filler denebilecek bir bölüm. Kitty, 6 yaşındaki Illyana'ya (Colossus'un kız kardeşi) bir X-Men masalı anlatıyor. karakterizasyon ve (okuyucuda da) gerilen yayların gevşemesi açısından hoş bir sayı.
  4. 153'te zarar görer malikanede kalmak yerine 150'de ele geçirdikleri ada üssüne taşınan X-Men ekibi (ve Rogue tarafından güçleri yok edilen Carol Denvers, nam-ı diğer Ms. Marvel. Bu hanım da bir süre X-Men dergisinde boy gösteriyor. tahminim Claremont'un "kendi karakteri" diye sahiplenip başkasının yazmasını engellemek istemesi), en güçlü iki üyeyi (Cyclops ve Storm) malikanede genç evli çift gibi bekçi bırakmış. Onlar yeni ekip lideri kim olmalı konuşadursun, uzaydan beklenmedik bir misfir, Corsair, çıkıp peşinde bir uzaylı tehdidi getiriyor. uzun lafın kısası, gene Shi'ar imparatorluğunda taht kavgası olmuş ve bunu dünyayı yok etmek için bir bahane olarak kullanacaklar. Temel olarak Cyclops'un arkadaşı Storm ve babası Corsair'le ilişkisinin detaylandırıldığı bir sayı.
  5. Benim şu sıralar çıkan Moon Knight serisinde görüp sevdiğim bir karakter olan Tigra'nın konuk olduğu bu sayıda, önceki sayıdaki Shi'ar tehdidi New York sokaklarında bir kavga ile devam ediyor. Brood ilk kez görünüyor, tahtta hak iddia eden Deathbird'ün paralı askerleri olarak X-Men'in genetik potansiyelinin peşine düşüyorlar. Bu arada Nightcrawler ve Kitty'nin rehine olarak Shi'ar gemisinde kaldığını belirtelim. Sayının sonunda Colossus'u göğsünü deşen bir mızrak ile yerde yatar görüyoruz. Sonraki sayılardaki mektuplardan görünen o ki hayranlar bu konuda baya tepkiliymiş. Hadi söyleyeyim de endişeniz geçsin: bu yaradan sağ çıkıyor.
  6. Özetlemesi zor, olay dolu bir sayı. Corsair ve Cyclops ilişkisinin derinleşmesi mi dersin, Brood'un X-Men'e göz dikip onları tümden tutsak etmesi mi, Xavier'ın "kadınıma laf ettirmem!" diyerek coşması ve Cyclops'un "abi çok da coşmasan mı?" diye paylaması mı? Storm'un uzay boşluğuna fırlaması, "30 saniye dayanabilir!" denmesi, paneller arasında geri sayım olması falan, her şeyiyle çok keyifli sayıydı.
  7. Sayının genel özeti: Sonunda bu "Shi'ar dünyayı yok edecek mi?!" draması sonlanıyor. detay kısımlarda Colossus'un ölümcül yarasından kurtulması ve iyileşme süreci, Kitty ve Nightcrawler'ın günü kurtarması, Charles'ın psişik bir komaya girmesi gibi kısımlar var.
  8. "Ne zamandır mutantların insanlar tarafından korkulup nefret edildiğini söylemiyorduk" diye düşünülen bu bölümde Carol Denvers, Storm ve Wolverine Pentagon'a sızıp zamanında ABD desteğiyle kurulan X-Men'in bilgileri siliniyor. Evet, X-Men gerçekten FBI desteğiyle kuruluyor. Stan Lee, bu abuk subuk fikirleri nereden buluyorsun kuzum? Neyse, sayı bundan ibaret değil. Ms. Marvel'ın güçlerini çalan Rogue'a rastlıyorlar ki bu Kötü Mutantlar Kardeşliği ve Mystique'in de çok uzakta olmadığına işaret. Pentagon'un ortasında kavga-dövüş mutantların korkulan/nefret edilen kimliklerine pek fayda sağlamıyor tabii. Ayrıca Carol'un hem Rogue, hem de kendi kaybolan geçmişiyle ilişkisinin incelenmesi açısından güzel bir sayı. Ya da bilmiyorum, belki sadece 4 sayı Shi'ar dramasından sonra bir hava değişikliği iyi gelmiştir.
  9. Filler bölüm. 153'ün aksine buna "karakterizasyon" vs diyemeyeceğim. Storm, DRACULA'nın etkisine giriyor ve vampirleşiyor. Sonra da bu mesele çözülüyor. Bir daha da ancak bir Annual'da gündem oluyor. Neyse, Claremont'un bile aklına iyi fikir gelmeyen bir ay geçirmeye hakkı vardır. Gerçi bu sayıda çizimleri de çok beğenmedim.
  10. 150'de ele geçen ada üssünde Illyana kayboluyor ve onu takip ederken X-Men de bir ara boyuta geçip oranın efendisi Belasco'ya tutsak düşüyor. Sayının sonunda Illyana "bir anda" 7 yaş yaşlanıp 13-14 yaşlarına geliyor. Gelecekte olacakların habercisi olarak çok önemli bir sayı. Ayrıca biz bunu takiben 4 saylık Magik mini-serisini de okuduk, ona ayrıca değinmek gerek ama özet olarak çok iyi, çok katmanlı bir eser diyebilirim.
  11. Bir sayıyla iki kuş: hem flashback'le Charles Xavier ve Magneto'nun ilk tanışmasını (ayrıca Gabby Haller de var ki bu hanımın önemini daha sonra anlayacağız) hem de Charles'ın bu flashback sonrasında girdiği psişik komadan çıkışını görüyoruz. Ya bu arada, hem "Magneto is right," hem de baktığın, tedavi ettiğin hastan ile ilişkiye başlamak mı Charles? Oha be, sen de tam bir pislik çıktın. (Tamam tamam, "pislik" olmak için ufak şeyler bunlar ama gene de kınıyorum.)
  12. Wolverine odaklı bir sayı. Kendini ne idüğü belirsiz bir yerde buluyor ve bu sayıda "anlatıcı" o oluyor. Önceki sayı ile bunun arasında neler yaşandığını flashback'lerle öğreniyoruz. Özetlersek Brood tarafından ele geçirilmişler, içlerine Brood yumurtası yerleştirilmiş ve Wolverine "onların dönüşmesindense gerekirse dostlarımı kendi ellerimle öldüreceğim" diye yeminler ediyor. Böylece başlıyor Brood Destanı. Claremont'un Alien ve benzer bilim kurgulardan çok etkilendiği bir dönem olduğunu tahmin ediyorum.
  13. Carol Denvers'ın (evet bu hanım hala gündemimizde) "dönüştürülmesiyle" başlayan sayı, adım adım tüm ekibin kurtarılıp tekrar bir araya gelmesi, ardından da Lilandra'nın yatını alıp kaçmalarıyla devam ediyor.
  14. Bu sayıda çok sevdiğim çizer Dave Cockrum'a veda ediyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam Claremont'la çalışmaktan bıktığı için istifa ediyordu. İki diva'nın bir arada çalışması zordur tabii. Sayıya dönersek:
    Brood gezegeninden kaçsalar da güneş sisteminden kaçamadıkları için uzay savaşı yaşanıyor. Bu esnada yat zarar görüyor, Kitty hayatını tehlikeye ederek tamire koyuluyor, Carol yeni güçler kazanıp Binary olarak beliriyor. Dünya tarafında ise Xavier ve (artık 13 yaşındaki) Illyana vakit geçiriyor ve Prof, Illyana'nın başına gelenler üzerine kafa patlatıyor. Bu arada Brood Destanı'nın bu 3. sayısında Brood yumurtaları taşıma gerilimi çok artıyor, Wolverine sürekli bunu ekibe söylemekle söylememek arasında, Storm meseleyi fark edip huzur içinde ölmek için uzay yatından kaçıyor, Binary ise bunu Brood'a ödetmek için (gemiyi de parçalayarak) uçup gidiyor.
  15. Yeni çizer Paul Smith... Yani ne diyeyim, nihayetinde çöp adam seviyesinde bir çizer olarak benim çok laf etmemem lazım ama gerek karakter tarzı, gerek arkaplanların boşluğu falan bana süper kahraman/action'dansa daha romantik işlerde daha iyi iş çıkarabilecek bir çizer izlenimi veriyor. Özetle bu değişiklikten çok memnun değilim. Sayıya dönersek:
    Carol'un kırdığı gemiyi kurtarma sürecini bir çırpıda geçelim. Bana ilginç gelen kısım Xavier'ın X-Men'lerin (görünüşe göre) ölümü üzerine duyduğu pişmanlık ve Moira'nın "ölenle ölünmez" konuşması. Ardından gelen Storm'un dönüşmesi ve takiben intiharı, Cyclops'un "X-Men öldürmez"den "Brood görürsem elimden kurtulamayacaklar"a gelişimi, Nightcrawler'ın dindarlığı ve Wolverine'le dostluğu derken duygusal olarak çok dolu ve doyurucu bir sayıydı. Ha bir de Kitty ve Colossus "aşkı". Ahh... neden böyle bir şey var? Yani 18 yaşında o kadar takılmadım ama şimdi 30'larında okurken beni de, eşimi de çok rahatsız ediyor. Evet, tamam, Colossus "olgunluk" gösterip "daha çocuksun" falan diyor ama gene de tat kaçırıyor. Neyse ki editöryel numaralarla Colossus yakında yaşına uygun bir ilişki bulup Kitty defterini kapatıyor. Desteklediğim ilk editöryel numara olabilir. Sayı, intihar eden Storm'un astral biçimiyle geri gelmesi ve Brood'ların gemi niyetine kullandığı yaratıkların Acanti denen bir tür olduğunu öğrenmemizle son buluyor.
  16. Brood Destanı X-Men'in gidip etrafı birbirine katmasıyla devam ediyor. İlginçtir, gene bir çift kat sayı. Claremont yazdıkça yazıyor, "bana ayda 20 sayfa yetmiyor!" diye bağırıyor adeta. Yaz dedem, kalemine sağlık. Sayı uzun, her noktayı ele almayacağım ama Acanti irfanını ve bunların köleleştirilmiş bir tür olduğunu öğrenen X-Men intikamdansa bunları kurtarma itkisiyle hareket etmeye başlıyor. Bir Brood yumurtasının, konulduğu bedenin kontrolünü ele geçirdiğini öğrenmiştik, kim olduğunu öğrenene kadar ufak bir gerilim de vardı. Uzun lafın kısası çeşitli kozmik numaralarla X-Men bu yumurtalardan kurtuluyor, Carol/Binary dünyaya artık ne kadar ait olduğunu sorguluyor (benzer bir sorgulamayı Corsair de yapıyordu. Yazının başında bunu yapmanın sakıncasından bahsetsem de bunun bu esnada Claremont'un kendi düşüncelerine ne kadar yakın olduğunu merak etmeden duramıyorum) ve dünya yoluna koyuluyorlar. Geride tek bir yumurta kaldı ve sahibi ancak tek bir kişi olabilir: Xavier!
  17. Sayı yabancı yüzlerle açılıyor: New Mutants! Evet, Claremont yazmaya doyamadığı için yeni bir dergi çıkartmaya başlıyor. Bak demeyeyim diyorum ama ilk sayfada Psyche/Mirage ve Karma'ya gelen glow-up gerçekten "çizer romantik komedi çizsin" dedirtiyor. Tabii 6 sayıdır uzayda olan X-Men'in bu gençlerle "Xavier'ı alt etmeye geldik!" diye tanışması iyi bir başlangıç olmuyor. Neyse, Xavier'ın böcük halindeyken zihninin bir anlığına gelmesiyle bu mesele de bir şekilde çözülüyor. New Mutants ekibi de bu vesileyle X-Men olmanın ne demek olduğunu uzaya çıkarak yakından görmüş oluyor. Uzun zaman önce başlayan Cyclops-Corsair gerilimi sonunda tamamen sonlanıyor, Storm manevi annelik ettiği Kitty'nin büyümesi ile yüzleşiyor, son olarak Xavier'ın bacakları iyileşmiş ancak hala yürüyemiyor halde görünmesiyle sayı bitiyor. Ha tabii unutmadan, Kitty'i New Mutants'a naklediyor. Böylece bitiyor Brood Destanı.
  18. "Professor Xavier tam bir pislik!" diye açılıyor sayı, haklısın Kitty ne diyebilirim. Sayının ana odağı Kitty: (artık akranı olan) Illyana ile arkadaşlığı; daha az ergen, daha olgunlaşması; X-Men'deki yerini hak ettiğini ispat etmesi; bir de kendine 166'da bulduğu arkadaşı tekrar bulması. Yan noktalar
    1) Storm'un iç fırtınaları (pun intended): can almak ne demektir, dünyayla uyum içinde olmak ne demektir vs üzerine kafa patlatıyor. Brood yumurtasından kurtulmak için kendi vücudundan da kurtulduğu için bu yeni düzende güçleriyle tekrar bağ kurmaya çalışıyor aslında.
    2) Xavier'ın yeni bedeniyle tekrar yürümeyi öğrenme çabası
    3) Scott'un bir ex'le ilişkisini sonlandırıp (150'de adaya düştüğü sevgili/patron) başka bir ex'in anılarını canlandırması: tıpkı Jean Grey'e benzeyen Madelyne Pryor'la tanışıyor!
  19. Birileri Warren/Angel'ı kaçırıyor! Başka irileri ise Emma Frost'u komaya sokuyor! Ayrıca Kitty Pryde sonunda göze batmayan bir kostüm giymeyi başarıyor! Neyse, Angel'ın peşinden yeraltına dalan X-Men "çirkin" mutant Morlock'larla karşılaşıyor, Kitty kaçırılıyor ve Storm geçen sayıların gerilimi altında gitgide soğuk ve sertleşiyor. Bunun iyi mi kötü mü olduğunu zaman gösterecek. Ha bu arada, evet Warren'ın teşhir sahnesinin fetişistik bir yanı olduğunu ben bile reddedemem.
  20. Sayı Alaska'da bir otelde dans eden Maddy ve Cyclops'la açılıyor. Daha konuşmalı ve yüzlere odaklanılan bu kısmın çizerin daha parlama imkanı bulduğu bir sekans olduğunu söyleyebilirim. Neyse, New York'ilginç pek bir şey yok: X-Men ekibi Morlock'lara tutsak oluyor, dövüşüyorlar vs. Daha ilginci Mystique'in Hellfire/Jean Grey tarafından katledildiği kabusları ve Rogue'un "yeni bir başlangıç" için Washington'u terk edişi. Storm'un karakter gelişimi sürecinde önemli bir kısım olarak liderlik sorumluluğu içinde Callisto'yu ölümüne düelloya davet etmesi ve kazanması, takiben Morlock'ların da lideri olması var. Düellonun son sahnesi çok güzel bir sayfa bu arada. Sayı, açıldığı gibi Alaska'da bitiyor: genç Maddy-Scott daha da yakınlaşıyor ve Scott bir mutant olduğu sırrını açıklıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder