Bilenler bilir (kim bilmiyor ki? Beni tanımayan birisi okuyor mu sahiden bunları? Farketmez, öyle olduğunu varsaymak lazım) şimdi harala gürele yazmam gereken bir tez var. Yazıyor muyum? Eh, yazdığım şey bu blog yazısı olduğuna göre: hayır. Haziran'da Gezi parkı eylemleri zihnimi meşgul ediyordu, şu son bir haftadaysa romans. Zaten o ilk başlarda dediğim "özel şeylerden söz etmeme" meselesini bozalı çok oluyor, bunda da sıkıntı olmayacaktır herhalde. Olacaksa, yazıyı erkenden kapatın, bu yazıda entellektüel kimliğinizi zenginleştirecek bir şey yok. Bir hafta önce (ismini -veya nick'ini- onun bilgisi olmadan açıklamayacağım için, gerektiğinde birbirimize verdiğimiz isimlerle anacağım) bir hanımla çıkmaya başladım. Bunu okuyor mudur acaba? Yazı bir noktada ona söyleyemeyeceğim şeylere geleceğine göre, bu yazıyı ona yollamayacağımı biliyorum. Ancak tanımadığımı varsaydığım insanlarla paylaştığım bir şeyi de ondan gizlememin manası yok. O yüzden, okuyorsan, merhaba canım!
Romantik ilişkiler konusunda ne kadar tecrübesiz olduğunu itiraf etmek, zaman geçtikçe daha zorlaşan bir şey. İşin aslı, sanırım kalıplaşmış bir öğrenme sürecine sahip her şey için benzer bir durum vardır. Örneğin Hollanda'da da "Ne? Bu yaşa kadar bisiklet sürmeyi öğrenmedin mi?" diyenler çıkıyor olabilir (Avrupa'nın çok bisikletli ülkesi Hollanda mıydı? Aklımda öyle kalmış). Neyse, Hollanda'yı, bisikleti ve örnekleri bir kenara bırakırsak, Mayushi benim ilk... hmm, ne demeliyim? Kız arkadaş? Sevgili? Çıktığım? Duygularıma karşılık veren kadın? İşte, aslında bu durum bile sorunun ne olduğunu gösteriyor: Bilmiyorum!
Karanlıkta körlemesine gidiyor gibiyim. Birbirimizi seviyoruz, buna şüphem yok. Bazen "acaba fazla mı seviyorum?" diye endişeleniyorum. Onu zaten severdim, aksi halde neden çıkmak isteyeyim? Bir de o da beni sevince, hislerim büyüdü. Kendimi şanslı ve özel hissediyorum, bana insan zekasını çeşitli şekillerde sorgulatmış hanımlardan sonra bu mutluluk çok hoşuma gidiyor. Sonra da kalkıp bu 'fazla' sevgiyle onu boğup, sıkıp, kaçırmaktan korkuyorum. Ona değer veriyorum, yanımda istiyorum, ama o zaman da... 'Bilmiyorum' demiş miydim? Evet, sahiden de ne yapacağımı bilmiyorum. Bir yandan da ben onu ilgi ve sevgiye boğmamak için kendimi tutarken o neden biraz ilgisiz duruyor diyorum ama... Belki o da kendini geri tutuyordur? Belki bu sadece daha 1 haftanın getirdiği bir gerginliktir.
Bir de tabii, çok rahatlamamak ve rahatlatmamak yönünde uyarılar geliyor. Bence yapılabilecek en iyi şey şu sevimsiz ve can sıkan tezi bitirip Mayushi'yle daha çok görüşmek. Şu ilk ay bitsin de neredeyiz, görelim.