Bu aralar kafayı yediğimi söylemiş miydim? Şikayet edecek pek bir şeyim kalmadığı için (çünkü pek bir şeyim kalmadı) sonunda gözlerimi elimdeki en büyük malzemeye çevirdim: Dünya!
Babam aktif olarak benim üzerimde indoktrinasyona hiç girişmedi, ancak yıllar içinde fikri olarak birbirimizi etkilememiz kaçınılmazdı, bu vesileyle artık ben de sosyeteye Marksist bir okumayla yaklaşıyorum. Çok incelikli yaklaştığımı iddia etmeyeceğim, binlerce insanın fikri, kaç imbikten geçerse geçsin, hızlı bir şekilde sindirmek için çok fazla. Gene de, Tatava yazımda değindiğim kabüllere bile girmeden, sadece temel toplumsal mekaniğin sınıflılık olduğu fikrinden yola çıkan bir okuma çoğu zaman yeterli oluyor.