2019-01-10

Geçmişten günümüze mesajlarım

Bu aralar felsefeyle her zamankinden biraz daha derinlikli (ama gene de yüzeysel denebilir) uğraşınca, bir zamanlar kendi kendine yaptığım tartışmaların felsefi yönünü görmeye başladım.

Skeptizm üzerine zamanında demişim ki:
Ancak işler burada bitmiyor - asla bitmez, yoksa bu yazının ne anlamı olurdu? Boş vakti bol bir insanmışçasına bu konu üzerine de kafa patlatıp da ulaştığım alakasız ve genel düşüncelere gelmeden önce, bitmeyen işleri anlatayım: Ya yanılıyorsam? Ya benim için yanıp tutuşuyorsa? (tamamen felsefi bir içerik içinde farazi bir sorudur, bıyık altından gülmeyi bırakın) Bu aslında bilginin kesinliği üzerine bir sorun. İşin içine bir 'sonuca varma' aşaması giren her süreçte bu sorun yaşanacak, değil mi? Varılan sonuçların doğruluğu her zaman her tartışmaya açılabilir. Öyleyse akıl sağlığımızı korumak ve vaktimizi verimsizce harcamamak için bu kuşkunun bir yerde durması gerek. Bunun ne kadar erken olduğu elbette çok önemli bir kişilik özelliği olabilir, öyle ki bunu fark edemeyenlerle kısa -veya büyük- çaplı tartışmalar yaşanmasına yol açabilir, ama hiç kimse bilgiye dair kuşkusunu ömür boyu sürdüremez; en sorgulayışçı filozof bile bir noktada durup 'Ben böyle düşünüyorum!' diyecektir. Bu bir güven ve ikna meselesidir, kişinin bilgiye ve kendine olan güveniyle, başkaları ve kendince ne kadar ikna edildiğiyle ilgilidir. Özetle, "bir çizgi çekilir."
 Bu bir ilk adım olsun.