2015-05-15
Anlık Bir Şikayet
2015-05-04
Anlık Bir İlham
Önce, varacağım noktanın farklı bir uygulamasıyla başlayacağım:
Bir gün modern sanat galerisi gezerken (bu tür durumlarda hep yaptığım gibi "Kızlar, numaram..." derdim ama yeterince hanımda numaram olsa da hiç bir işe yaramıyor, o yüzden vazgeçtim) şöyle bir yerleştirme görmüştüm: Duvara gömülü harflerle yazılmış bir "NİHAYET İÇİMDESİN." Kulağınıza, ilk başta bana da olduğu gibi, gayet erotik geliyor mu? Peki sonra yerleştirmenin açıklamasına bakıp sanatçının bunu beklediği bebeğine söylediğini öğrendiğiniz anda, benim de hissettiğim gibi, kötü niyetliliğinizden mahcup oldunuz mu? En sonunda açıklamanın sonuna doğru bunun da eserin yapmak istediği şeylerden olduğunu öğrenince peki, bıyık altından takdir eder bir şekilde gülümsediniz mi? Peki bu neyin uygulaması? Kavramları bozup tekrar inşa etmenin. Cehaletimi mazur görün, ama sanırım yapısökenler de buna benzer bir akımın peşindeler. Neyse, öyleyse ben bu anlık ilhamla hangi kavramı sökeceğim?
İlhamın ilhamını veren hikayeyle başlayayım o zaman: Karşıdan karşıya geçerken araba kendini dizginlemeden ilerlemeye devam ediyordu. Bu yazıyı hastanede değil de ofisimde yazdığıma göre ezilmedim ama gene de bu tehlikeyle yüzleşmiş olmanın getirdiği sıkkınlıkla içten bir "yavaş anasını satayım ya!" diye söylendim. Bu kalıbı sevmem, kendimi pezevenklikte bir kariyer takip ederken göremiyorum, üstelik cinsiyetçi küfürleri de pek tasvip ettiğim söylenemez. Adama kızdıysam anaların suçu ne? Ama sonra fark ettim, "ananı satayım" demiyorum ki, anasını satmak veya satmamaktan söz ediyorum. Neyin anasını? "Yavaşlık, yavaşlama" kavramının olabilir mi? Peki neden kendisi değil de anası? İsterim ki bu adam yavaşlık kavramını gökten inme bir şekilde almasın; bir anne onun içine doğursun, yavaş yavaş, doğal bir şekilde içinde büyüsün. O kavramı bir anne sevgisiyle sevip sahiplensin, içselleştirsin ve bütünleşsin. Ve işte böylece, artık insanlara yaşamımda sahip olduğum kavramların analarını gönül rahatlığıyla satabilirim, insanların onları kendi zevki için kullanması için değil ama anaların o insanları içten bir şekilde değiştirmesi için.
Çok mu zorlama oldu? Belki, ama anlık bir ilham ve anlık bir eğlencenin sonunda bir kalıbı tamamen parçalayıp yeni bir yere varmak gene de ilginç bir tecrübe.
Bir gün modern sanat galerisi gezerken (bu tür durumlarda hep yaptığım gibi "Kızlar, numaram..." derdim ama yeterince hanımda numaram olsa da hiç bir işe yaramıyor, o yüzden vazgeçtim) şöyle bir yerleştirme görmüştüm: Duvara gömülü harflerle yazılmış bir "NİHAYET İÇİMDESİN." Kulağınıza, ilk başta bana da olduğu gibi, gayet erotik geliyor mu? Peki sonra yerleştirmenin açıklamasına bakıp sanatçının bunu beklediği bebeğine söylediğini öğrendiğiniz anda, benim de hissettiğim gibi, kötü niyetliliğinizden mahcup oldunuz mu? En sonunda açıklamanın sonuna doğru bunun da eserin yapmak istediği şeylerden olduğunu öğrenince peki, bıyık altından takdir eder bir şekilde gülümsediniz mi? Peki bu neyin uygulaması? Kavramları bozup tekrar inşa etmenin. Cehaletimi mazur görün, ama sanırım yapısökenler de buna benzer bir akımın peşindeler. Neyse, öyleyse ben bu anlık ilhamla hangi kavramı sökeceğim?
İlhamın ilhamını veren hikayeyle başlayayım o zaman: Karşıdan karşıya geçerken araba kendini dizginlemeden ilerlemeye devam ediyordu. Bu yazıyı hastanede değil de ofisimde yazdığıma göre ezilmedim ama gene de bu tehlikeyle yüzleşmiş olmanın getirdiği sıkkınlıkla içten bir "yavaş anasını satayım ya!" diye söylendim. Bu kalıbı sevmem, kendimi pezevenklikte bir kariyer takip ederken göremiyorum, üstelik cinsiyetçi küfürleri de pek tasvip ettiğim söylenemez. Adama kızdıysam anaların suçu ne? Ama sonra fark ettim, "ananı satayım" demiyorum ki, anasını satmak veya satmamaktan söz ediyorum. Neyin anasını? "Yavaşlık, yavaşlama" kavramının olabilir mi? Peki neden kendisi değil de anası? İsterim ki bu adam yavaşlık kavramını gökten inme bir şekilde almasın; bir anne onun içine doğursun, yavaş yavaş, doğal bir şekilde içinde büyüsün. O kavramı bir anne sevgisiyle sevip sahiplensin, içselleştirsin ve bütünleşsin. Ve işte böylece, artık insanlara yaşamımda sahip olduğum kavramların analarını gönül rahatlığıyla satabilirim, insanların onları kendi zevki için kullanması için değil ama anaların o insanları içten bir şekilde değiştirmesi için.
Çok mu zorlama oldu? Belki, ama anlık bir ilham ve anlık bir eğlencenin sonunda bir kalıbı tamamen parçalayıp yeni bir yere varmak gene de ilginç bir tecrübe.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)