2015-10-24

Kısa Bir İspat

Şöyle bir oyunumuz olsun: bir zar atıyoruz, eğer 6'dan farklı bir sonuç gelirse ne geldiyse bir kağıda onu yazıyoruz, 6 gelirse de 6 gelmeyene kadar tekrar atıp 6 gelmeyen ilk rakamı yazıyoruz. Bu durumda kağıda 1 yazma ihtimalimiz nedir?

Buna yanıt vermenin iki yolu var. Kolay olanı doğrudan kağıda yazılabilecek rakamların {1, 2, 3, 4, 5} kümesinden olduğunu görüp, her birinin aynı ihtimalde olduğunu söyleyerek (sayılar arasında bir fark yok çünkü) 1/5 demek. Daha karışık olansa hesaplamak:

1/6 ihtimalle zarı attığımız gibi 1 gelecektir...
Ve 1/6 ihtimalle zarı attığımızda 6 gelecek, bunun üzerine de ikinci atışımızda 1/6 ihtimalle 1 gelecektir.
Ve 6^-2 ihtimalle iki zar atışımız da 6 gelecek, bunun üzerine 1/6 ihtimalle 1 atacağız.
Ve bu bir yerde kesebileceğimiz bir işlem değil, çünkü zarı kaç kere atmış olursak olalım, bir sonrakinin de 6 olma ihtimali vardır. Öyleyse elimizdeki hesap şöyle bir sonsuz toplam şeklinde olacak:
6^-1 + 6^-2 + 6^-3 + ... 6^-n + ...
Ve bu da 1/5'e eşit olacaktır! Geometrik toplamı bu şekilde ele alan ilk kişi olmadığıma eminim, ama daha önce görmemiştim.

2015-09-19

Kayıp

gören de canım sıkkın sanacak... yok, sadece yazıya bu başlığı atınca aklım Lost isimli iki şarkıya gitti. hadi ilki sadece biraz mekanikleştirilmiş bir sesin "kimim ben?" diye sormasıyla başlıyor, diğeri daha da fena:
Kitlesel hüsran
Oldu bedeli:
Küresel depresyon
Yaşam durdu, tüm aşk kayboldu.

2015-05-15

Anlık Bir Şikayet

Sonunda ben de geçen günlerde çok adı geçen Supergirl ilk bakış videosunu izledim ve... facepalm yapmak için gözlüğümü çıkarmak zorunda kaldığım anlar oldu. Yazarların ne yapmaya çalıştığını kesinlikle anlamıyorum -malum artık kültürel ürünlere entelektüel kapasitem elverdiğince düşünsel bir şekilde yaklaşıyorum ya!- ve bu anlamazlığım iki meselede görülüyor: 1) neden böyle bir dizi çekmişler? 2) neden böyle bir ilk bakış yayınlamışlar? Tabii, ikincisinin yanıtı ilk maddeyi kabul edersek kolayca anlamlı hale gelebilir: Çünkü yaptıkları işten gurur duyuyorlar, çünkü yapmaları gerekenin bu olduğunu düşünüyorlar. Öyleyse, ilk soruya dönelim: Neden böyle bir Kara Zor-El hayal edip bana bunun hikayesini anlatmanın derdine düşmüşler? Eh, sanırım bunun yanıtı da aslında hikayeyi bana anlatmanın derdinde olmadıklarını fark edersek kolayca çıkıyor. Gene de, huysuzluk adına ve bir kere izlemiş olduğum gerçeğiyle birlikte, şikayet edeceğim. Şikayeti iki seviyede yapabilirim, anlatı ve meta-anlatı olarak, ki bununla da kastettiğim "DC-evrenine meraklı birisinin şikayetleri" ve "anlatılara insanların bilinçlerinin bir yansıması olarak bakan birinin şikayetleri." Önce biriyle başlayıp sonra diğerine atlamayı düşünüyordum ama galiba artık anlatılar ve meta-anlatıları birbirinden ayrılamayacak kadar iç içe okumaya başlamışım. Öyleyse başlayalım:

2015-05-04

Anlık Bir İlham

Önce, varacağım noktanın farklı bir uygulamasıyla başlayacağım:
Bir gün modern sanat galerisi gezerken (bu tür durumlarda hep yaptığım gibi "Kızlar, numaram..." derdim ama yeterince hanımda numaram olsa da hiç bir işe yaramıyor, o yüzden vazgeçtim) şöyle bir yerleştirme görmüştüm: Duvara gömülü harflerle yazılmış bir "NİHAYET İÇİMDESİN." Kulağınıza, ilk başta bana da olduğu gibi, gayet erotik geliyor mu? Peki sonra yerleştirmenin açıklamasına bakıp sanatçının bunu beklediği bebeğine söylediğini öğrendiğiniz anda, benim de hissettiğim gibi, kötü niyetliliğinizden mahcup oldunuz mu? En sonunda açıklamanın sonuna doğru bunun da eserin yapmak istediği şeylerden olduğunu öğrenince peki, bıyık altından takdir eder bir şekilde gülümsediniz mi? Peki bu neyin uygulaması? Kavramları bozup tekrar inşa etmenin. Cehaletimi mazur görün, ama sanırım yapısökenler de buna benzer bir akımın peşindeler. Neyse, öyleyse ben bu anlık ilhamla hangi kavramı sökeceğim?

İlhamın ilhamını veren hikayeyle başlayayım o zaman: Karşıdan karşıya geçerken araba kendini dizginlemeden ilerlemeye devam ediyordu. Bu yazıyı hastanede değil de ofisimde yazdığıma göre ezilmedim ama gene de bu tehlikeyle yüzleşmiş olmanın getirdiği sıkkınlıkla içten bir "yavaş anasını satayım ya!" diye söylendim. Bu kalıbı sevmem, kendimi pezevenklikte bir kariyer takip ederken göremiyorum, üstelik cinsiyetçi küfürleri de pek tasvip ettiğim söylenemez. Adama kızdıysam anaların suçu ne? Ama sonra fark ettim, "ananı satayım" demiyorum ki, anasını satmak veya satmamaktan söz ediyorum. Neyin anasını? "Yavaşlık, yavaşlama" kavramının olabilir mi? Peki neden kendisi değil de anası? İsterim ki bu adam yavaşlık kavramını gökten inme bir şekilde almasın; bir anne onun içine doğursun, yavaş yavaş, doğal bir şekilde içinde büyüsün. O kavramı bir anne sevgisiyle sevip sahiplensin, içselleştirsin ve bütünleşsin. Ve işte böylece, artık insanlara yaşamımda sahip olduğum kavramların analarını gönül rahatlığıyla satabilirim, insanların onları kendi zevki için kullanması için değil ama anaların o insanları içten bir şekilde değiştirmesi için.

Çok mu zorlama oldu? Belki, ama anlık bir ilham ve anlık bir eğlencenin sonunda bir kalıbı tamamen parçalayıp yeni bir yere varmak gene de ilginç bir tecrübe.

2015-03-26

Tomb Raider (2013)

Yaşamın çeşitli iniş çıkışlarından ötürü uzun zamandır vakit ayırıp oyun oynayamıyordum (The Binding of Isaac sayılmaz!) Bir şekilde kararımı verip çok kafa patlatmadan bitecek kısa bir tecrübe olarak Lara Croft'un yeni maceralarına bakmam bile 3 haftamı aldı (artık haftasonundan haftasonuna oynadığım gibi bir detay da var) Neyse, özetle şimdi hakkında yazacağım oyuna harcayacağım zamanı uzun zamandır heyecanla bekliyordum.