2012-02-12

Yeni yıl...

...la ilgili bir yazı yazacak olsam şubatı beklemezdim. Yeni okulda akranım ve/veya ortak zevklere sahip arkadaşım olmadığı için ODTÜ'deki çılgın yılbaşı partilerinin bir benzerini yaşamadım, evde ailemle güzel bir yemek, o kadar güzel olmayan bir şarap ve Lady Gaga konseriyle geçen bir akşamla 1 ocağa girdim. Ayrıca, görünen o ki dün okuduğum kredi kartı sözleşmesinin edebi dili beni derinden etkilemiş, ve/veya kullanmam başka şekilde açıklanamaz.

Yazının esas amacı, bir şekilde bir yerlerde söylemem gereken şeyleri söylemek. Bunu söyleyebileceğim insanları -ki çok kalabalık değiller- kim bilir ne zaman görürüm, o yüzden bu boş blog'a başvurmak daha hızlı bir çözüm gibi geldi. Diyeceğim o ki, hayatımda ilk kez bir kadını tamamen cinsel motivasyonlarla istiyorum, ve açıkçası bu çok sıkıntılı bir durum. Yıllarını 'fuckbuddy'lik kurumunu küçük görmekle geçirmiş birinin sonunda tükürdüğünü yalaması... Tükürdüğünü yalamak kimi için bir sıkıntı teşkil etmeyebilir, benim için ediyor. En çok canımı sıkan şey, onu sevmiyor ve sevmeyecek oluşum. Diğer türlü gayet rahat olabilirdi, saf ve temiz duygularla kendisine asılır, belki tavlar, belki kıçıma tekmeyi yer ve postalanırdım. Oysa şimdi, bir 'sevgililik' istemediğime göre, yapabileceğim hiç bir şey yok!

Hayır, düşünüyorum da, yapılabilecek şeyler var. Br şekilde karşılıklı bir 'fuckbuddy'lik -ya da, fuck kelimesinden alınanlar için 'friends with benefits'- oluşturulabilir, en azından bunun için çabalanabilir, ama hayır, tükürdüğümü yalamamak adına bu yolda adımlar atmayacağım. Bir kere daha hormonlarım ve prensiplerim arasında prensiplerimi seçiyorum ve galiba ilk kez bu seçimi yaparken bu kadar zorlanıyorum. Seçimimden memnunum, zorlanmak can sıkıyor. Şimdiye kadar sarsılmaz bir özgüvenle hareket ediyordum ama bu defa dişlerimi sıkıp 'Hayır, dur, prensipler!' diye kendimi dizginliyorum. Karanlık tarafa çekilmemek için çabalayan bir Force kullanıcısı gibi adeta, oysa kendime 'Darth Axiomus' dediğim zaman bu tür endişeleri geride bırakmak amacı taşıyordum. Görünüşe göre eski halimden pek de farklı değilim, sadece ufacık bir değişikliği o sabitlik içinde olduğundan büyük zannettim.

Gözlerimin 'Oh bebek!' diye faltaşı gibi açılması için de bu yaşı beklemiş olmam... Bu tür şapşallıklar için fazlasıyla yaşlanmadım mı?

Son olarak, kendime sordum: 'Kendini kandırmıyor musun? Bu yolda adım atmayacak olman gerçekten prensiplerin yüzünden mi, yoksa hanfendiyi "eve atabileceğin" bir evin olmadığı için mi?' İlk başta kendime hak verecektim, lojistik olarak elverişli durumlarda 'eve birini atma'nın karşısında olmadığımı itiraf edecektim. Sonra bunu 'one-night-stand'ler için kabul edilebilir bulduğumu fark ettim, 'kısa süreli, cinselliğin ön plana çıktığı ilişkiler' için değil. Zamanında 'fuckbuddy'liğin arkasından atıp tutarken söylediklerimi tekrarlamak istiyorum: "'Boş vakitlerimizde sevişiyoruz' diyene kadar biraz zahmet edin de birbinizi sevin." Fikirlerimde ısrarcı olmaktan şikayetçi olduğum, kara bir gün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder