Asistanlık yaptığım bu 3 dönem bana kalp ve hayal kırıklığından başka bir şey getirmedi. İstanbul'un iyi üniversitelerinden birinde (ki bu, Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden biri anlamına geliyor) 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin hali buysa... Demek ki Türkiye'de lise eğitimi öğrencileri üniversite eğitimine değil, üniversiteye girmeye hazırlıyor. Demek ki yıllar yılı insanlara "kafayı kullanmak" denen işin faydalı ve gerekli olduğunu (ve çok da zor olmadığını) öğretmeye çabalamamış. O zaman bu eğitim ne işe yarıyor? Hiç, sadece 3 (artık 4) yıl boyunca sesini çıkarmadan, kafanı kullanmadan ot gibi yaşayabildiğinin göstergesi, bu da üniversiteye girmeyi hak etmekle ödüllendiriliyor. Tabii çeşitli beyin yıkamalar da var. Fenni bilimleri (ve matematiği, olur da onu fenni bilim olarak saymazsak) bir kenara bırakalım (hoş, onda da sosyal yaşamın şartlandırmalarının çok ciddi etkileri var ama olsun), ancak sosyal bilimler ve kültürel bilgide ne kadar tek taraflı, dar görüşlü, yanlı, ve bu işlerde böyle davranışların getirdiği üzere, yanlış bir eğitim var. Okuduğunu anlayamayan insanlara divan şiirinde kafiye özelliklerini göstererek bir fayda arayan insanlar... "Aslan türkler, kaplan türkler"den ibaret bir tarih eğitimi... Sosyoloji, psikoloji, ekonomiye dair verilen sınırlı bilgiler. Örneğin ben, belli ki fenni işlerle daha ilgili olmam yüzünden, bu bilgilerden faydalanamayacak biriymişim, dolayısıyla burada lisede Türkçe-Matematik okumuş birisi ne der merak ediyorum, ancak pek umutlu değilim. Bir süredir bir YouTube kanalını takip ediyorum, izlediğim her 10 dakikada dünyam biraz daha aydınlanıyor. 3 sene tarih dersi aldım da ne işe yaradı? Hangi bayramın hangi gün olduğunu biliyorum, bu mu? 1. Dünya Savaşı'nı sadece Çanakkale cephesinden ibaret sanan, 2. Dünya Savaşı'ndan haberi olmayan öğrenciler yetişti, bu mu? Eğer lisede tarihe bir aşkla bağlandıysanız belki hangi padişahın ne zaman yaşadığını bile biliyorsunuzdur, aferin. Neyse ki henüz askere gitmedim de Türkiye gerçeğini (başka bir deyişle, rezaletini) henüz daha geniş bir çerçevede görmedim, ancak gidip de dönenlerin dediğine göre "hangi bayramın hangi gün olduğunu bilme"nin bile sıradışı olduğu bir ülke bu.
Bu ülkeye, bu topluma dair en ufak bir umudum var mı? Hayır, kesinlikle hayır. Hala kalkmış Avrupa Birliği diye konuşuyoruz. Bir süredir konuştuğum iki Danimarkalı genç, arkadaşımın Avusturyalı kız arkadaşı vs'i gördükten sonra diyorum ki, almazlar, almasınlar da! Biz daha "Avrupalılık" nedir anlamamışız ki böyle bir birlikte hak iddia edelim. Bu ülkede mütevazi, her şeyi bilmediğini bilen, daima en doğru olmadığını fark edebilen, dahası kimin doğru, kimin yanlış olduğuna karar verebilecek bir vicdanı olan insanlar artmadıkça, bu kalabalığa da ancak "En doğrusunu ben bilirim!" diyenler önderlik eder; benim gibi şüpheciler ve meraklılar -ve belki hayalciler- ise acı içinde bu gösteriyi izler.
Bir dahaki yazıda yakın geçmişte denediğim oyunlara dair bir iki satır bir şey karalayayım bari de ciddiyet biraz azalsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder