2013-03-08

Yakın geçmiş oyunları

Yakın geçmişte çıkan oyunlar değil, benim yeni fırsat bulup oynayabildiklerim. En son oynadığımdan en uzak geçmişe doğru gidiyorlar, 4 mart 2013'ten 5 aralık 2012'ye kadar. 5 aralığı hala yakın geçmiş olarak görmem de benim hakkımda bir şeyler anlatıyordur muhtemelen, ancak ne anlattığını çözemedim.

Legend of Grimrock: Bu bebek inanılmaz bir oyun, eğer hitap ettiği yaşlı kitleye dahilseniz. Gerçekten, günümüz oyunlarına alışmış nesil için değil bu oyun. Her ne kadar ben de bilgisayar oyunlarıyla ciddi bir şekilde ilgilenmeye yeni başlamış olsam da, old-school hassasiyetleri her zaman taşımış ve anlamış biri olarak bu oyuna aşık oldum, onunla evlenebilirim bile. Ama oyuna olan aşkımdan yeterince söz ettim, bir de oyunun ne olduğuna geleyim: Doğadışı bir dağın tepesinden girilen devasa bir zindanda ilerleyen 4 kişilik bir maceracı takımı. İnsanı delirten bulmacalar ve gizler. Ölümcül canavarlar. Tükenen meşaleler ve açlık. Kısaca, zindan gezmenin tüm cazibesi! Gerçekten de, artık tanımadığım insanlarla masaüstü RPG oynayarak riske atacağım vakitte LoG oynarım daha iyi. Tonla kullanıcı-tarafından-yaratılmış içerik olduğunu da eklemeliyim.

Brütal Legend:Açıkçası, Jack Black, metal müzik, ortalama bir action ve kaliteli bir mizah (iki de TF2 eşyası) için aldığım bu oyun, oynadığım saatler içinde beni hayal kırıklığına uğratmadı. Her ne kadar yaşını ve konsollardan geldiğini belli etse de, aradığım her şeyi buldum. Gene de, açık dünyalı her oyundaki sıkıntıya gene düştüm: Yan görevler yüzünden ana göreve bakamıyorum. Zaten çok vakit de ayıramıyorum, ancak oynadığım kadarı gayet keyifliydi, saydığım şeyler ilginizi çekiyorsa bir indirimde bakmak mümkün.

BIT.TRIP RUNNER: Aslında bu oyunu "yakın geçmiş" dediğim aralıktan önce oynuyordum, ancak 3 dünyanın sonuncusuna geçince beynim bu zorluğu kaldıramadı, ben de bıraktım. Yakınlarda 2. oyunun çıkacağını duyunca geri döndüm, ve bulduğum şey hatırladığım kadar zor değildi. Belki de sadece yorulmuştum ve bir ara vermek gerekmişti. Oyun 5 mekaniği kullanarak bölüm sonuna ulaşmaya çalıştığın, genelde kafanı çok kullanmaya ihtiyaç duymadığın (bu nedenle bu oyunu oynarken diğer yandan başka şeyler de düşünebiliyorum) eğlenceli bir ritm/platform oyunu.Gene de uzun süreli oynamamak lazım.

Torchlight: Özetlemek gerekirse, daha rahatlamış grafiklerle bir Diablo. Diablo 2'yi oynamadım, ancak çıktığında oynayan kuzenimin omzundan bakmıştım; Diablo 1'i ise bir kaç sene önce oynadım, ve oynanıştaki bazı "21. yüzyıla uymayan" sıkıntılar yüzünden 3. kattan aşağıya inmemiştim. Diablo 3'e ise hiç değinmeyeyim. Özetle Diablo hakkındaki fikrim "karanlık ve tehlikeli bir dünya" olduğu şeklindeydi. Torchlight'ta böyle bir his yok, mekanlar aydınlık, renkli ve ferah, her ne kadar aslında bunda da Diablo'da (ve Legend of Grimrock'da) olduğu gibi tek bir zindanda kat kat aşağı iniyor olsak da. Oyun mekanikler açısından fena değil, ancak mükemmel olduğunu iddia edecek, yapımcılar dahil, biri olduğunu sanmıyorum. Gene de Diablo 3'ten tatmin olmamış ve vaktini vakfedecek başka bir action/RPG arayanlar için güzel ve ekonomik bir alternatif. Tabii, bunun da ikincisi çıktığına göre, ona bakmak çok daha iyi bir fikir sanırım.

Bastion: İşte bu farklı bir action/RPG! (Ayrıca bu arada ne kadar çok indie oyun, özellikle de RPG oynamışım.) Aslında bu oyunu RPG saymak biraz iddialı, içinde ne detaylı bir karakter gelişimi, ne de ciddi, kimlik belirleyici kararlar var. Çoğunlukla elinde silah yaratık avlıyorsun. Ancak bu oyunda şu yukarıdaki saydıklarımın hiç birinde olmayan bir şey var: İlginç, oynayana bir sonraki satırı merak ettiren bir dünya. Satır kelimesi çok uygun, çünkü Bastion'ı Bastion yapan olanları anlatan karakteristik "anlatıcı"sıdır, böylece aynı anda hikayeyi hem oynuyor, hem yazıyor, hem de dinliyoruz. Oynanış için değil de, bu dünya, bu karakterler, bu müzik, kesinlikle bu müzik, bu hikaye, bu görsellik için oynanacak harika bir oyun. Yani bilgisayar oyunlarını sırf "eğlence" için değil de, "entellektüel üretim" için de oynayabilen herkesin her dileğini tatmin edecek bir eser.

Orcs Must Die!: Neredeyse bir tower defense oyunu. Hikaye basit: dünyaya büyü enerjisi farklı bir düzlemden "geçitler" sayesinde geliyor, biz de o düzlemin yerlisi ork'ların, gnoll'lerin, kobold'ların, hobgoblin'lerin, troll'lerin ve iblislerin dünyaya geçmesini engelliyoruz. Bu amaç uğruna elimizdeki silahları, büyüleri, tuzakları ve celbettiğimiz (türkçe Oyuncunun El Kitabı'nı okuduğum nasıl da belli) yardımcıları kullanıyoruz. Tekdüzeliği geride bırakmak için bir hikayenin gölgesi konulmuş, ama dürüst olalım, hikaye için tower defense oynayacak olsam biraz daha Gemcraft: Labyrinth oynardım. Diğer tower defense oyunlarından ayrılması için de çatışmanın içinde oyuncuya gayet etken bir rol verilmiş. Özetle tekrar oynanırlığı çok yüksek değil, aşık olabileceğiniz bir oyun değil, ama para ve vakit konusunda sıkıntısı olmayanlara bir kaç saatlik hoş bir eğlence vaadediyor.

Braid: Zaman manüpülasyonu gibi karmaşık bir mekanikle tasarlanmış, kafayı çalıştırmak gereken bir bulmaca oyunu. Ekşisözlük'te bakınırken kimilerinin buna platform oyunu dediğini gördüm. Ben mi eksik biliyorum, onlar mı; bilmiyorum. Benim bildiğim "platform oyunu" atlamalı sıçramalı, bazen de ateş etmeli bir action oyunudur. Bir kaç örnek olarak Mario, Jazz Jackrabbit, Assassin's Creed'deki gizli zindanlar vs verilebilir. Böyle bakarsak Braid'e platform oyunu demek Blocks that Matter'a platform oyunu demek kadar saçma olacaktır. Ne, o da mı platform oyunu?! Yeter, gidiyorum buralardan!

Arkadaşlar, ara sıra değil, oyunun geneli olarak "Hmm, burayı geçmek için ne yapmalıyım acaba?" dediğiniz oyunlar bulmaca oyunudur. Bunu ara sıra dedikleriniz ise "bulmacalı oyun"dur. Tabii, neredeyse her yazımda dediğim üzere, ben bir otorite değilim, bu sadece benim fikrim, ama tabii ki benim fikrim olduğu için bana son derece mantıklı geliyor. Böylece oynanış Mario'ya benziyor diye bu Braid'e platform diyeceğime bazen neredeyse bana kafayı yedirttiği için bulmaca demeyi çok daha makul buluyorum. /rant

Tamam, kendi içimdeki kavgam bittiğine göre, oyuna geri döneyim. Braid güzel bir oyun, sanat yönelimi karakteristik, oyun mekaniği değişik ancak kabullenmesi kolay, bulmacalar başarılı, ne çok kolay ne çok zor. Açıkçası müzikleri çok hatırlamıyorum, ancak dediklerine göre o da iyiymiş. O zaman bu oyunu harika bir bulmaca oyunu olmaktan alıkoyan ne? Aslında, sadece bulmaca oyunu olarak bakarsak, hiç bir şey. Ancak sıkıntı yapımcının bir hikaye anlatmaya başlamasında. Hikayeyi tam olarak anlatmıyor, arada ufak ipuçları bırakıyor, belirsiz imalarda bulunuyor, sonunda da oyuncuya "Eee? N'oldu şimdi?" diye sorduruyor, ki bu çok kötü bir şey. Şimdi, yanlış anlaşılma olmasın, Çehov da, Kafka da, Perec de, aslında bir şey anlatmayan ne varsa okudum (evet, biraz abartıyorum) ancak bu yazarlar, aslında bir şey anlatmayarak, aslında o boşlukla bir şey anlatıyordu. Yani o yazarlar bir şeyler anlatmaya çalışmayarak bir anlatı oluştururken, ve o vesileyle her okuyana farklı bir anlatı sunarken, bu oyunun yazarı bir anlatı oluşturmaya çalışırken bir şeyler anlatamamış, bu vesileyle de her oyuncuya aynı şeyi tecrübe ettirmiş: anlamsızlık. Özetle, anlatıya çok takılmayıp oynanışa odaklanırsak çok daha keyifli bir tecrübeye dönüşüyor. Ama oyun güzel mi, güzel. Hele bir de yeni öğrendiğim bir "gizli yıldız" meselesi varmış ki, öğrenince aklım çıktı. Oyun içine konulmuş gizleri ve bulmacaları severim, bir de böyle normal bulmacası bile yeterli bir zorluktaki oyunun içindeki bulmacalar... Fena değil, hiç fena değil!

Cave Story+: İşte modern bağımsız oyun çağını açan oyun! Tabii ben bu farkındalıkla oynamadım, bir aralık günü can sıkıntısıyla "indie action" oyunlarıma bakarken bir Humble Bundle'dan gelen bu oyuna bir şans vermemle başladı. Eh, gizli bir hazine! Neredeyse bir JRPG olan bir action oyunu. Dünya Japon fantastik dünyalarından, teknoloji ve büyü, insanlar ve sevimli tavşan karakterler yanyana. Oynanışta da birden fazla son ve neredeyse bir RPG'den beklenecek kadar karar verme anı var. Bir XP ve gelişme sistemi de var, her ne kadar neyin gelişeceği çok mühim ve geri dönülemez bir karar olmasa da. Sadece dövüş gerçek zamanlı, taktiksel yetenekten ziyade silahla olan yeteneğine dayanıyor; bir partiyi değil de tek bir karakteri kontrol ediyorsun. Grafikler desek, 90'ların ilk yarısında daha ilkokula bile başlamamış ama gene de oturup oyun oynayan insanlara nostaljik gelecektir, ancak günümüz oyuncusu daha fazlasını arayabilir. Yani grafikler kötü mü? Kesinlikle hayır, sadece "retro". Gene de oyunun (Braid gibi) tek kişinin ürünü olduğu düşünülürse, kabul edilebilir. Madem laf Braid'e geldi, karşılaştırmaya devam edeyim. Braid de, Cave Story de oynanış olarak türünün çok iyi örneklerinden, laf yok. Ancak Braid'le Cave Story'nin taban tabana zıt düştüğü bir durum var: Braid'in grafikler modern oyuncuya daha kolay kabul edilebilir gelecekken hikaye zayıf, Cave Story ise harika bir hikayeyi bize eski nesil grafiklerle anlatıyor. Boşuna dememişler, Cave Story "hiç yapılmamış en iyi SNES oyunu" diye. Eğer bu oyun '04'de değil de '94'de yapılmış olsaydı bugün herkesçe "efsanevi" konuma yükseltilir ve hak ettiği tahta oturtulurdu. Ancak piyasaya geç girmesinin de faydaları var: Böyle bir oyunun tek kişi tarafından yapılabilmesi, internet üzerinden sunulabilmesi, dahası bedavaya sunulabilmesi, yani aslında çok kaynak gerektirmemiş bir proje olması. Ayrıca, gene de bir tahtta oturuyor: "16bit çağı"nın tahtı değil de, "bağımsız oyun devrimi"nin tahtı. Büyüksün Cave Story! Ama keşke daha erken çıkmış olsaydın da şimdi senin reklamını yaptığımda "hipster" konumuna düşmeseydim! Gene de, sürekli reklamının yapılması gereken bir oyun, eğer ben 2004'de çıkmış bu oyunla 2012'de tanıştıysam bir şeyler yanlış demektir!

Yazıyı tamamlamak gerekirse, Bastion ve Cave Story, siz bugün dünyaya bir oyunun nasıl güzel olabileceğini, neden çok büyük kaynaklara, gerçek dünyadan düşmüş gibi duran görsellere sahip olmanın şart olmadığını anlatan iki mücevhersiniz. Yıllar içinde de değeriniz azalmayacak, eminim!

2 yorum:

  1. ausım! Aylardır cevapsız bırakılan "yaa güzel oyun yok mu ya bildiğiniz" soruma sonunda beni oyalayacak bollukta seçenek sunan bir cevap buldum. teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rica ederim ^^ gene de eskice bir yazı bu, daha da yakın geçmiş oyunlarımdan xcom - enemy unknown'u önerebilirim.

      Sil