2026-03-22

Elminster'in Cezbedilişi

Künye: Ed Greenwood, 1998

https://static.wikia.nocookie.net/forgottenrealms/images/f/f6/The_Temptation_of_Elminster.jpg/

Ed Greenwood iyi bir yazar değil. Herkesçe bilinen bu sırrı dile getirdiğimize göre hayatımıza devam edebiliriz. İyi bir yazar olmasa da Elminster'in Cezbedilişi de kötü bir roman değil. Hatta bir adım ileri gidelim: bir roman bile değil! Onun yerine, bir roman kalıbına girmesi için çekiçle vurula vurula şekil verilmiş bir hikaye antolojosi denebilir.

Kitap, onar bölümlük iki yarıdan oluşuyor. İlk yarı 759-764 yılları arasını ele alırken ikinci yarıda tempo hızla artıp 767 yılındaki yaklaşık 15 günlük bir macerayı anlatıyor. İlk 10 bölümün neredeyse hepsi "Elminster bir yere gider, orada bir sorunu çözer ve bir sonraki hedefi/göreviyle ilgili ilahi bir mesaj alır" şeklinde inşa edilmiş, 760'lardaki Diyarlara hızlı bir bakış sunuyor. 8-10 arası için kısa hikayedense novella diyebiliriz belki ama hala bir roman olma iddiası göremiyorum. Yani Elminster'in en "cezbedileceği" kısımlar burası sanabilirsiniz ama hayır, #10 bittikten sonra 3 sene sonrasına, önceki yarının dramalarından tamamen bağımsız bir hikayeye geçiyoruz. İkinci yarı desek ona da iyi denemez, maceralı demek daha doğru olur. Peki ben bu kitaba neden "kötü" demiyorum, hangi meziyetleri gözümde onu diğer Elminster kitaplarının üzerine çıkarıyor?

İlk olarak, önceki Elminster romanı Myth Drannor kadar (bariz) horny'lik yok. Onun yerine, Ed'in bisexual/BDSM era'sında yazıldığının ipuçlarını verecek kadar 1) kaslı ve kıllı erkek betimlemeleri, 2) deri giyen kamçılı kadınlar, 3) "they were roommates" dedirtecek birden çok erkek arkadaşlar var. Bence bu bir meziyettir, chainmail bikini giyen kadınlarla dolu heteronormative fantazinin yanında bunlar da lazım. Chris Claremont ve Ed Greenwood'u "horny on main" olmaya cüret ettikleri için tebrik ediyorum.

İkinci olarak, Diyarları seviyorum ve özellikle ilk yarıdaki "derleme," bana Ed'in kafasındaki Diyarların nasıl bir yer olduğunu gösterme açısından hoşuma gitti. Genel olarak anlaşılıyor ki Diyarlar gayet human-centric ve birlikten uzak yerler. Bu sadece demografik veya siyasi değil, aynı zamanda metafizik anlamda da geçerli. Yani aslında Diyarların bir insan diyarı olduğunu, diğer D&D ırklarının ve tanrılarının ise başka yerlerden geldiği sonucunu çıkarabiliriz. Örneğin Mystra sadece büyü tanrıçası değil, insan büyü tanrıçası.

Üçüncü olarak, kitap sadece bir Elminster hikayesi değil. İrili ufaklı bir sürü yan oyuncu var ve bunları takip etmek de hikayelere ayrı bir hoşluk katıyor. Örneğin açılışta gördüğümüz maceracı grubunu kitabın neredeyse sonunda, 19. bölümde bir kez daha görüyoruz. "Roommate" olan bir büyücü çiftini kitap boyunca takip ediyoruz. Daha bir çok yan karakter var ancak spoiler taraflarına girmemek için kısa keseyim.

Son olarak, maceracılığın ve genel olarak Diyarların ne kadar tehlikeli olduğunu net bir şekilde gösteren acılı ve anlamsız ölümleri beğendim. Bunu, şiddet pornosuna heyecan duyan bir ergen gibi söylemediğimin altını çizmeliyim. Sadece, günümüzdeki hakim "pamuk şeker D&D" anlayışına güzel bir tezat olduğu için, D&D'nin temelinde her zaman LotR olduğu kadar Conan'ın da olduğunu hatırlattığı için (kaldı ki zaten kimse LotR'a "pamuk şeker" dememeli) bu da bence bir artıdır.

Dilimize çevrilen son Elminster kitabı bu olduğu için "Elminster Cehennemde"yi yakın gelecekte okuyacağımı sanmıyorum. Belli mi olur, belki bir kez daha Diyarları ziyaret edesim gelir, o zaman bir yerlerden özgün dil bir kopyasını bulurum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder