2026-02-18

Uncanny X-Men 201-210

bıraktığımız yerden devam ediyoruz.

yazarlar: Chris Claremont

çizerler: Rick Leonardi, John Romita Jr., June Brigman, Barry Windsor-Smith

  1. Bu sayının ana hikayesi Scott-Maddy çiftinin ana-babalığa adım atması ve bunun yankıları. Scott her hareketiyle aslında babalığa hazır olmadığını bağırıyor, Maddy haklı olarak bu kadar ihmal edilmekten rahatsız. Ortada dönen dramalar: Scott, "gerçek babasından daha babası" prof xavier'ın ani yok oluşunun ardından okulu Magneto'ya, X-Men'i ise Storm'a emanet etmek istemiyor. Scott, o kadar uzun zamandır "süper kahraman ekibi lideri" ki bunun dışında bir hayat hayal edemiyor. Gel gör ki aklı Maddy ile olan sorunlara takılı kaldığı için odaklanamadığı bir düelloda Storm'a yenilip istemsizce Alaska'ya geri dönüyor.
    Yan dramalarda: Starjammers geminin vaziyetinin çok kötü olduğunu ve Xavier'ın uzun bir süre Dünya'ya dönemeyeceğini anlatıyor. Gerçekten de 70 sayıdan (ve 6 yıl!) uzun bir süre dönemiyor. Kitty gözlük takmak zorunda olmaktan şikayetçi. Hava gene anlamsız şekilde fırtınaya dönerek Storm'un güçleri geri mi geliyor, gelmiyor mu, bizi arada bırakıyor.
    Özel not: Tom Orzechowski bu sayının harflendirilmesine bir sebeple ayrı bir özen göstermiş. Harflendirme benim için nadiren dikkat çekici bir unsurdur, bu sayı da o ender çizgi romanlardan.
    Geleceğe olta: Rachel, 199'da kırdığı Jean'in psişik izi küresini, kendinden bir parça da ekleyerek, tamir ediyor ve Jean'in ay yüzeyinde kendini feda ettiği noktadan bir enerji serbest kalıyor.
  2. Özetlemek için bu sayıyı tekrar açtığımda kötü bir rüyayı tekrar görmüş gibi oldum. Evet, doğru, hala Secret Wars II ile boğuşuyoruz. Hikayesel kısımda pek özel bir şey yok, gene Beyonder yarı-felsefi gevelemeler içinde, Rachel/Phoenix ise onu öldürmektense "found family" X-Men'i kurtarmayı tercih ediyor. Bunun yanı sıra X-Men, Magneto ile birlikte savaş vererek birbirlerine karşı biraz daha güven ve saygı duymaya başlıyor. Sayının sonunda X-Men üzerilerine atılan bu tehdidi bertaraf etse de hemen malikaneye dönmek yerine San Francisco'da kalıyor, Phoenix de Beyonder'ı öldürmese de suratına şamarı basıyor.
    Bu sayının özel notu olarak J.R. Jr. çizimlerini övesim geldi ama şimdi belki de aslında çinici Al Williamson'ı övmem gerekiyordur. Özellikle Phoenix'in Alcatraz'a bir gazap gibi indiği sayfa çerçevelenip asılacak güzellikte. Phoenix'in, yağmur altında Beyonder'ın gücü ile yıkandığı panel de keza. Ufak bir not olarak, bu ikili 1989'da Daredevil'da çıkardıkları iş ile "En iyi çizer-çinici" ödülüne aday gösterilmiş.
  3. Secret Wars II bitmiyordu. İyi(?!) yanından bakarsak, 42 kısımlık bu event'in 39. sayısına gelmişiz! Zaten ancak X-dergileriyle kesiştiği kadarını okudum. Örneğin okuduğum önceki sayıda Beyonder, yediği şamara sıkılmış olacak ki, malikaneye gidip oradaki New Mutant'ları öldürüyor. Hatta öldürmekle kalmayıp varlıktan siliyor, öyle ki bu sayıda Kitty dışında kimse Illyana'nın varlığını dahi hatırlamıyor.
    Neyse, sayının ana hikayesine gelirsek, Phoenix (Rachel) önceki sayıdaki kan davasına devam ederek Beyonder boyunduruğu altında yaşamaktansa evreni yok etmenin daha hayırlı olacağı düşüncesiyle M'Kraan Kristalini parçalamaya yelteniyor. Sonunda tüm evrenle yüzleşip hayat denen o mucizeyi söndüremeyeceğine kanaat getirip başladığımız yere dönüyor. Yani bu sayıda ne oldu dersek, "kahramanın sonsuz yolculuğu" gibi, başladığımız noktaya değişmiş bir şekilde varmaktan başka pek bir şey yok. Rachel'ın gözü dönmüşlüğü, istediğini her şartta almaya alışmış hali onunla X-Men arasında bir yarık açıyor. Sayının başında Rogue, sonunda ise Magneto gözü yaşlı bir şekilde geçmişteki günahları için af diliyor. Ve en sonunda Beyonder, Rachel sayesinde, bu "hayat denen mucize"yi şahsen anlıyor ve (umarım!) bu Secret Wars II tantanasına son veriyor.
  4. İlk olarak, bir renklendirme numarasıyla Nightcrawler bu sayıda (neredeyse) çıplak geziyor. Bunun bir hata olduğunu düşünmüyorum.
    Tek karaktere odaklanan, biraz "rahat" bir sayı: Beyonder tantanasından Claremont da benim gibi sıkılmış olacak ki farklı dergilerde farklı kişiler "böylesi büyük güçler hayatımızla hallaç pamuğu gibi oynarken varlığımızın ne manası var?" depresyonuna giriyor. Bu sayıda da Kurt "eskiden kahramanlık ne güzel, gülüp eğlendiğimiz bir şeydi; şimdi ise sürekli bir depresyon" diye kimlik bunalımına girecekken kurtarılması gereken bir zor durumdaki hanım'la tanışıp gülüp eğlenerek kahramanlık yapıyor. Bu arada da sevgilisi Amanda'ya çeşitli kabalıklar yapıyor. Acaba Claremont bu esnada erkek arkadaşıyla mı kavgalı, gerek Scott, gerek Kurt, genel olarak erkeklerde bir öküzlük var bu sayılarda. Eğer Arcade gördüğünüz anda gözlerinizi devirmiyorsanız eğlenirsiniz.
    Geleceğe olta: Zor durumdan kurtarılan bu kızıl saçlı hanım aslında Ruritania Tahtının sahibiymiş! demek isterdim ama böylesi bir oltayı hiç kullanmıyor olması inanılmaz bir şey.
  5. Ekip sayılarından sonra soluklanmamız devam ediyor, şimdi de Wolverine'e odaklanan bir sayı. Daha önce Daredevil ve Alpha Flight sayfalarında toplam 5 kere görünen Yuriko Oyama bu sayıda karşımıza Spiral tarafından Lady Deathstrike'a dönüştürülmüş olarak çıkıyor. Böylesi "çerezlik" bir sayıya neden Barry Windsor-Smith çağırılmış bilmiyorum ancak belli ki Claremont da adamın çıkardığı işlerden çok memnun, sık sık ortaklaşıyorlar. Renkleriyle cyberpunk/body-horror bir havası verilmiş, zaten BWS hiç bir zaman pişman etmiyor (X-Men 53 sayılmaz). Hikaye de çok güzel, şimdiye kadar görmediğimiz kadar insanlığını yitirmiş Logan'ı ve bu hayvani halinde ona yardım eli uzatan Katie Power'ı (Energizer) görüyoruz. Bence önemli Wolverine sayılarından biri.
  6. Bir kez daha büyük ekibe odaklanıyoruz: 202'de San Francisco'ya ışınlanan X-Men hala orada. Sayının ana draması SF'de kalmak veya NY'a dönmek üzerine. SF'de hayat huzurlu, X-Men belki saygı görüyor ancak onları içeri almak için aniden beliren Freedom Force (ve Spiral) tüm ekibi tokatlayıp bu rüyayı sonlandırıyor. Her ne kadar Storm'un sayının başında ufak bir kahramanlıkla tanıştığı yeni kız-arkadaşı günü kurtarsa da tekrar NY yoluna koyuluyorlar.
    Geleceğe olta: bu esnada SF'da hastaneye acilden giren, kimliği belirsiz bir kadın var. Tabii ki biz tanıyoruz: Madelyne Pryor! Ayrıca, 2 sayı önceki maceranın Nightcrawler'a iyi geldiğini de görüyoruz.
  7. Rachel'ın geçmişinden taşıdığı ağır travmalarla uğraştığımız bir sayı, aynı zamanda da 3 sayılık bir mini-arc'ın başlangıcı. Rachel, Beyonder tantanasından, bu esnada yaptıklarının X-Men'le arasını açmasından, rüyalarını onu öldürmek isteyen bir Wolverine'le paylaşmaktan yavaş yavaş kafayı sıyırıyor. Sonunda da yaptığı onca hatayı düzeltmek için Selene'in canını almaya karar veriyor. Tam (mecazi) kurşunu sıkacakken Wolverine onu durduruyor, kendi bildiği şekilde.
    Burada büyük bir tuhaflık var. Wolverine, bu sayıda da söylendiği gibi, bir katil. 2 sayı önce ona saldıran Lady Deathstrike'ı öldürmedi diye mi bu havalar? Onun ve Selene'in kötülük açısından aralarında uçurumlar var. Hadi bunu geçelim, 2-3 sayı sonra intikam için Storm bunu "bana bir tane tutsak lazım, kalanını bildiğin gibi yap" diye düşmanların üstüne salmıyor mu? Bu ne yaman çelişki? Yani Claremont bir sebeple Rachel'ı hikayeden uzaklaştırmak istemiş ama bunu bu şekilde yapmak zorunda mıydı?
  8. "Çocuktan al haberi" dercesine sayı Kitty'nin Wolverine'i paylamasıyla açılıyor. Hatta büyük patron Storm bile diyor ki "kararını anlıyorum ama bu onayladığım anlamına gelmez." Bu sayı, büyük oranda önceki sayıdaki saldırının yankılarıyla geçiyor: Hellfire, üst kademe yöneticisine yapılan bu saldırıyı görmezden gelmiyor ve tuhaf kıyafetler kuşanıp Rachel'ı avlamaya çıkıyor. X-Men, Phoenix kafayı sıyırırken seyirci kalmaktan pişman bir şekilde, onu bulmaya gidiyor. Sık sık olduğu gibi bu sayıda da Rogue başka insanlara istemsizce dokunmak zorunda kalabilsin diye kıyafetleri parçalanıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi tam büyük bir dövüş patlayacakken tepelerinde hepsini öldürmeye niyetlenen Nimrod beliriyor.
    Geleceğe olta: bu sayının oltası sayının sonunda değil, ortasında atılıyor. Nimrod, insan kılığında, birilerinin oda arkadaşı olarak zaman geçirdikçe daha az robotlaşıyor; Duyguları ve keyif aldığı şeyler oluşmaya başlıyor. Bu olta herhangi bir yere takılacak mı merak ediyorum.
  9. Sayı Nimrod'un pembe poposuyla açılıyor. Aksiyon dolu bu sayıları özetlemek çok kolay oluyor: X-Men, "hayvan-oğlu-hayvan da olsa (Selene, Shaw) mutant mutanttır" diyerek Hellfire'la güçlerini birleştiriyor ve Nimrod'u el birliğiyle alt edip kaçmaya zorluyor. Yan detaylarda Storm'un güçleri geliyor mu, gelmiyor mu bir kez daha kandırılmamız, Siyah Fil Leland'ın savaşın geriliminde kalp krizi geçirip ölmesi, Phoenix'in Spiral tarafından kandırılıp farklı bir düzleme kaçırılması, Nightcrawler'ın ölümle burun buruna gelip kaybolması, dövüşün sonunda ise Hellfire'dan Tessa'nın X-Men'e ateşkes teklif edip saklanma fırsatı sunması var.
    Bu sayıda özellikle Spiral ve Rachel'lı sahneleri çok beğendim. Belli ki J.R.Jr BWS'in 205'teki işinden ilham almış, sonuç da gayet güzel olmuş. Bu, Rachel'ı uzun bir süre için son görüşümüz, ancak Xavier kadar uzun olmayacak.
  10. Bu sayıyla büyük Mutant Katliamı olayı başlıyor ki bu da Türkçeye çevrilen olaylardan. Biz tabii bu yazılarda sadece X-Men kısmını ele alacağız. Bu aslında bir ana hikayesi olan bir sayıdan ziyade gelecekte olacak bir sürü şeye oltalar atan, bir tür "sahneyi hazırlama" sayısı. Öyleyse bu arada neler oluyor inceleyelim:
    1. İlk kez gördüğümüz iki kişi (bir kadın mutant/Morlock ve bir Hellfire goon'u) gölgelerdeki kişiler tarafından Los Angeles'tan New York'a kadar takip ediliyor. Kadının kaçmasına sadece Morlock tünellerine giden yolu öğrenmek için izin vermişler, öğrenince onu da öldürüyorlar.
    2. Kılık değiştirip Lila Cheney'in grubunda çalışmaya başlayan Alison Blaire/Dazzler aynada gördüğü bir suratla boğuşuyor.
    3. Önceki sayıda kıyafetleri (gene) parçalanan Rogue yeni kıyafet alışverişine çıkıyor, bu esnada hem mutant ırkçılığına maruz kalıyor, hem de X-Factor adındaki mutant avcılarının varlığını (sonunda!) öğreniyor.
    4. Colossus, Kitty ve Illyana kahramanlığın ve bu yolda verilen kayıpların ağır yükleri üzerine vicdan muhasebesi yapıyor.
    5. Magneto, Hellfire'ın Beyaz Şah koltuğunu teklif daveti üzerine onları ziyarete gidiyor, bu esnada da X-Factor kılığındaki Scott ve ekibini görüp tanıyor. Onlar da keza Magneto'yu tanıyor. Bu, iki grup arasındaki iletişim problemlerini iyice güçlendiriyor.
    6. Önceki sayıda ölümle yüzyüze gelen Nightcrawler ibir depoda ırkçı insanlar tarafından linç edilmek üzereyken Colossus ve Kitty tarafından kurtarılıyor. Nightcrawler'ın güçleri yok denecek kadar zayıflamış.
    7. Storm ve Wolverine, 207'deki Phoenix-Wolverine yüzleşmesinin muhasebesini yapıyor. Storm, lider olarak, bir takım olmanın önemini hatırlatıyor ve kibarca "bir ekip oyuncusu olamayacaksan gruptan çıkmalısın" diyor. Sonuç olarak artık iki sayıda bir hayat-memat meselesiyle yüzleşiliyor.
    8. (1) numarada gördüğümüz gölge kişiler Morlock tünellerinde katliama başlıyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder