en zor kısım başlık koymak canım, neyse, onu da sona bırakayım. yazmak -görece- daha kolay, hele 'hele bir başlayayım, gerisi bir şekilde gelir' şeklinde yazıyorsan. acaba bu defa nelerden söz edeceğim? bir okuyucum olduğu gözbağı sanırım gözümden fazlasını bağlıyor, okuyucumu tavlamak adına kendimi geri tutuyor ve insanların yüzüne diyemediğim şeyleri şimdi 'hiçkimse'nin de yüzüne diyemiyorum. daha doğrusu Anın dedikodusunu yapıyormuş gibi olmayayım diyorum. okuyucu fikri olmadan ne güzeldi, kendi kendime mızmızlanıp duruyordum. şimdi bir şekilde 'anlam'lı olmam gerek gibi hissediyorum. benzer sıkıntıları başka platformlarda da hissediyorum sanırım. 'ciddiyet' ilginç bir şey.
neyse, madem Bye olan sinirimi kendime yöneltebildim, şimdi gönül rahatlığıyla hakkında ileri geri konuşayım. sinirli değilim ya hani, ondan. -btw, belli bir noktadan sonra klavyeyi tek veya çift elle kullanmak arasında çok fark olmuyor sanki- ey B, seni çok sevmesem ağzını burnunu kırardım /*bakın, hiç de sinirli değilim*/ zira kabul edilebilir olandan daha bencil, anlamsız işlere imza atan ve sürekli başkalarını suçlarken kendine pek bakmayan birisin. ya da bilmiyorum, belki sadece beni suçluyorsundur, belki geri kalan dünyayla ilişkinde tibette aldığın eğitimin faydalarını görüyorsundur. ben gördüğümü söylüyorum. ha bir de, kesinlikle benden iyi değilsin, sen de bana söylemeye korktuğun şeyleri başka yerlerde söylüyorsun. ben bunları okumandan korkuyorum, kalbini kırmaktan ve seni kaybetmekten. ama tabii, bir yandan da şu var: bu yazıyı yazıyorsam zaten kaybolmadık mı? neyse, sağlık olsun, bir başka zamana.
sahi, ciddiye almadığım ve önem vermediğim adamlardan lafımı esirgemediğim göz önüne alınırsa, laf demeye korktuğum kişileri ciddiye alıyor mu oluyorum şimdi? hangisi de daha iyi bilemedim, kendini onların üstünde görüp bir çocukla konuşur gibi konuşabilmek mi, dengin veya üstün göreceğin biri bulup ondan korkmak mı? ne bu hiyeraşik düzenleme derseniz, lawful alignment derim. kendime axiomus dememin bir sebebi var, değil mi? belki en başından buna karşı çıkılabilir, ya bu kadar uğraşma falan denilebilir, ancak law-chaos eksenindeki yerimden oynayabileceğimi sanmıyorum, en fazla good-evil ekseninde hareket ederim. tabii önceki bilgilerin ışığında şunu da belirtmeliyim, kendimi -egom sağolsun- 'gerçek' insanların çoğunun üstünde görüyorum. evet evet, bunu kendime itiraf edebilmem güzel. ha tabii bu ne işe yarıyor deseniz pek bir şeye değil, son baktığımda dünyayı yanlışlıkla ikiye bölemiyor veya ne bileyim, uçmak için havalanırken geride bir krater bırakmıyordum. sıradan bir insanım, sadece kendimi beğenmişim o kadar. kibir iyi, kibir can.
bana bir şey anlatılmasına ihtiyacım var sanırım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder